KAMBOÇYA: Ölüm Tarlalarından Barışa Doğru -1  (roni alasor)

 

 

ABD'nin Kampuç Trajedisi

 

Kmerler’in en büyük tarihi trajedisi 1970'li yıllarda yaşandı. Japon ve Fransızların işgal ve koloni boyunduruğu altındaki Hindu Çin yarım adasında Vietnam, Laos ve Kampuç halklarının bağımsızlık ve özgürlük mücadeleleri karşısında gerileyen Fransızlar işi beceremeyince, dünya polis gücü ağabeyleri ABD devreye girdi. Kamboçya'nın doğu ve güney doğusunu çevreleyen komşu Kuzey Vietnam'da Apê Ho (Ho Chi Min) ve askeri üstad Giap öncülüğünde başarıya ulaşan Vietnam direnişi ve işgal altındaki güney Vietnamlı Vietkong gerillalarının eşsiz mücadelesi, ABD'yi yenilgiye uğrattıkça, dönemin ABD Başkanı Richard Nixon ile Nobel Barış Ödülüne 'layık' görülen eski Dışişleri Bakanı (ABD Ulusal Güvenlik Danışmanı) Henry Kissinger daha da gaddarlaşıyordu. Vietnam’da bombalayabilecek yer bırakmayan Pentagon, 'suyu kurutmak' için bu kez komşu Kamboçya'ya da yöneliyordu.

 

Kuzey ve Güney Vietnam arasındaki bağlantıyı kesmek ve Kamboçya'da Vietnamlı Vietkong gerilla kuvvetlerinin üstlenmesini ve lojistik imkanlarını bahane eden ABD, özelikle 1969'tan itibaren birçok yaptırımların yanı sıra Kamboçya'yı 'carpet bombing' dedikleri halı serer gibi bombalamaya başladı. Kuruluş temelleri 1701'e uzanan ABD'nin ünlü Yale Üniversitesi'nin Kamboçya Jenosid Programı Başkanı ve tarih Profesörü olan Ben Kiernan, (18 Mart 1969'dan itibaren) Kamboçya'yı aktif bombalamaya başlayan ABD’nin Kampuç halkının üzerine yaklaşık 100 bin ton öldürücü zehirli kimyasal attığını belirtiyor. Kiernan, 'The Pol Pot Regime' adlı 477 sayfalık belgesel çalışmasında, ABD'nin Kamboçyalılar için hazırladığı özel bir kod kullandığını, “Menu” ismi verilen bu kodun hedeflerin ise, Kahvaltı, Kuşluk, Öğle Yemeği (Lunch), Akşam Yemeği, Desert (Tatlı) ve Süper (Shawcros) şeklinde adlandırıldığını yazıyor. (*).

 

1973-74'e kadar süren yoğun bombalama sonucu zaten fakir olan tarım ülkesi Kamboçya'da yaşam felç oldu. Bırakalım pirinç tarlalarında hasılat elde etmek, her yer bombalarla adeta delik deşik edildi. Raporlara göre ABD'li pilotlar ikinci dünya savaşında Japonya'ya atılan tüm bombaların 3 misli fazlasını Kamboçya'nın üstüne yağdırdıklarında ABD'ye ait olmayan sahte kimlik kartları kullanıyorlardı. Halk tarımsal alanları terk edip açlık ve sefalete mahkum edildi. Patlayan ve zaman ayarlı hassas bombalar halkın temel geçim kaynakları kırsal kesimde üretim ve yaşamı durdurdu. Köylü toplumu olan 6-7 milyonluk nüfusun 2 milyonu şehirlere kaçmak zorunda kaldı. Pirinç üretimi 3 milyon 800 bin tondan 655 bin tona düştü. Bu konuda yapılan birçok araştırmalarda, gerek ABD bombardımanları gerekse ülkedeki temel altyapıyı tahrip eden bombalamalar sonucu 600 ile 800 bin kadar Kamboçyalının hayatını kaybettiği belirtiliyor.

 

CIA, ASKERİ DARBE TERTİPLİYOR

 

1960'lı yıllarda izlediği denge politikalarıyla ülkesini komşu savaşlarından uzak tutmaya çalışan Prens Norodom Sihanuk'un 1970'de ABD yanlısı faşist bir darbeyle indirilmesi, Kamboçyalıların tarihinde karanlık yeni bir sayfayı açtı. ABD'nin ad ve soy adının, önde ve arkadan yazılırken aynı olduğunu 'kavradıkları' has adamları general Lon Nol'un bir tarafta 20 bin kişilik özel ABD askerinin kucağında komşu halkların bağımsızlık ve özgürlük mücadelelerine karşı savaşması ve diğer yanda da kendi öz halkına yönelik giriştiği terör ve katliamlar, Pol Pot liderliğindeki Kızıl Kmerler’in hızla gelişmesine neden oldu. ABD 1969'dan 1973'e kadar sürdürdüğü yaklaşık beş yıllık aktif bombalamanın dozunu artırıp fakir Kampuç halkını ve pirinç ekincilerini katlettikçe, SSCB ve Vietnam karşıtı 'denge unsur' Pol Pot da bir o kadar güçleniyordu. Dönemin CIA yöneticileri, 2 Mayıs 1972 tarihli raporunda, Kamboçya'daki 'en son gelişmelerle' ilgili Beyaz Saray ve Pentagon'a şu önemli mesajı düşüyordu : "(Kızıl Kmerler) Bombalamayı (halk içinde taban bulabilmek için) önemli bir propaganda nedeni olarak kullanmaktadırlar. Bu da yeni gençlerin kazanılmasında çok etkili ve başarılı oluyor."

 

1970'in başlarında, fakir ve açlıkla boğuşan, imkan ve olanakları oldukça kıt olan yaklaşık 5 bin kişilik Pol Pot'çular, ABD'nin bilinçli ve hesaplı planlarla yarattığı ortam ve sunduğu imkanlardan dolayı 5 yıl içinde 70 binlik bir askeri güce ulaştı.

 

POL POT'UN İKTİDARA GELİŞİ ÇOK KANLI OLDU

 

Tarih 17 Nisan 1975. Pol Pot önderliğindeki Khemer Rouge (Kızıl Kmerler), radyo ve özel iletişim kanallarında, ABD'nin başkent Phnom Penh'i yerle bir edeceği propagandası yaymaya başladığında, ABD'nin yoğun bombardımanı sonucu kırsal kesimden başkente kaçmış korku ve panik içindeki halkın morali iyice kırıldı. Başkent başta olmak üzere önemli kentlerin giriş ve çıkışlarını kontrol altına alan Pol Pot'çular, gece düzenledikleri ani bir operasyonla başkenti ele geçirdiler. Milyonluk kent boşaltılıp, artık sadece Pol Pot ve yaklaşık bin kişilik ekibi yaşayacaktı. Tüm olup bitenlerde, "çocukların başkente gireceğini" daha önceden 'haber alan' ABD ise, helikopterlerle Büyükelçilikteki personelini çoktan alıp kaçırmıştı.

 

Korkudan ne yapacağını şaşırmış (ve bir daha geri gelmeyecek olan) halka, yanlarına sadece" bir kaç günlük zaruri ihtiyaçlarını karşılayabilecek eşyalarını alıp şehir dışına çıkmalarını 'tavsiye' eden Pol Potçular, soru soran endişelilere ise, "merak etmeyin, Angkar sizinledir, O size bakacak" demekle yetiniyorlardı. Angkar'ı, Angkar Loeu (En Yüksek Organizasyon), Angkar Padevat'ı ise, ("Devrimci Örgüt) olarak bilen halk ancak daha sonra Angkar'ın, 1976'da Çin'in başkenti Pekin'e resmi bir ziyarete giden ve asıl mesleği öğretmen olduğu açığa çıkan Saloth Sar (Pol Pot) olduğunu öğrenecekti. Artık sıra "yeni bir halk" ve "yeni bir kişiliğin" yaratılmasına gelmişti ama bu ikna ve eğitimle olmayacaktı!..

 

YENİ BİR HALK NASIL YARATILDI?

 

Pol Pot'un Jenosid projesinin ismi 'Pracheachon Thmey', yani Yeni Bir Halk, veya yeni bir insan tipinin yaratılması idi. Pol Pot (PP) iktidara gelince, yaratmak istediği rejim ve ülkenin adını her nedense özenle seçtiği 'Demokratik Kamboçya' koydu. Ama artık hayat durmuş, saatler ve yaşam sıfıra ayarlanarak her şeye yeniden başlanacaktı. Kmer halkı Pol Pot'un beyin yıkama makinesiyle 'kendi özüne dönüş' yapmalıydı. Ama ortada bir ideoloji olmadığı gibi, onu tartışabilecek beyinler de birer birer veya toplu olarak katlediliyordu.

 

Pol Pot ve bir kaç arkadaşı dışında, okumuş ve yabancı dil bilen her kes iç düşman, dış düşman, sınıf (köylülük) düşmanı, komplocu, emperyalizmin ajanları, provokatör ve haindiler. Devletin tüm kurumlarında çalışan asker, bürokrat, diplomat, doktor, profesör, bilim adamı, akademisyen, din adamı, gazeteci, yazar, kısacası düşünüp tartışabilecek, eli kalem tutan, okuma yazması olan veya 'gözlüklü' herkes önce ağır işkencelerden geçirilip ardından da aile fertleriyle birlikte çok hunharca katledildiler.

 

HİNDU ÇİN YARIM ADASININ ŞİRİN ÜLKESİ

 

Ekonomik, ticari, taşımacılık ve ulaşım gibi alanlarda oldukça önemli bir rol oynayan önlü Mekong nehrinin ikiye ayırdığı Çin Hindi yarım adasının 181 bin kilometre karelik şirin ülkesi Kamboçya'nın etrafı doğu ve güney doğuda Vietnam, kuzey doğuda Laos, batı ve kuzey batıda Tayland karası ve güney batıda Tayland körfezi ile çevrili. Yaklaşık 11 buçuk milyonluk Kmer halkı, Hintliler, Daylar, Vietnamlılar, Çinliler, Hint-Malaylar gibi birçok Hindu Çin etnik halklarının mozaiğinden oluşuyor. Ülkede Kmer halkınca (%89) benimsenen Theravad Budizminin yanı sıra, % 2 oranda müslüman Cham, Mahayana Budizmine inanan (% 6 kadar) Vietnamlı ve aynı inanca mensup (% 3 dolayında) Çinli etnik azınlık da var. Ancak Vietnamlı ve Çinlilerden farklı olarak, siyah tenli olan Kampuç halkının büyük çoğunluğu, Kmer-Laoslular gibi zor günlerinde hala doğa üstü güçlere inanıyor.

 

Ekvator kuşağına yakın, Nisan ile Kasım ayları arasında oldukça yağışlı geçen kar yüzünü görmeyen tropik iklime sahip Kmer ülkesinin tarihi hep trajik oldu. Tarih boyunca birçok Asya ve Hindu Çinli halk ve kavmin göç dalgaları, başta Siyamlılar (Tayland) ve Vietnam olmak üzere komşu halklarla savaş ve iç iktidar mücadelesine sahne olan Kamboçya, ilk kez, kısa süreli de olsa 1597'de Batılıların (İspanyol) müdahalesine maruz kalır. Sürekli iç çekişme ve savaşlarla kan kaybeden ülke daha sonra (1863'te) Fransızların sömürgesi olur. İkinci Dünya Savaşı sırasında 1941'de Japonyaların eline geçer. 1945'ten resmi bağımsızlığını kazandığı Mayıs 1954'e kadar yeniden Fransızların denetimine girer. Kmerlerin tarih boyunca birbiriyle ve komşu halklarla savaşması, dış güçlerin denetimindeki krallıklarla yönetilip işgal ve istilalara maruz kalması, ülkedeki temel hak ve özgürlükler, demokrasi, milli birlik ve tolerans kültürünü oldukça olumsuz etkiledi.

 

Yürekleri sızlatan ünlü Tuol Sleng Jenosid Müzesi

 

Bay Pol Pot, Kamboçya'nın toplumsal yapı ve dengesini hızla yıkmaya devam ediyordu. Öküz arabaları hariç, motorlu araba, traktör, fabrika, okul, üniversiteler, postaneler, sanayi, hastane, müze, basın-medya, devlet planlama teşkilatları ve bir toplumu ayakta tutabilecek bütün kurumlar ne varsa kapatıldı veya tahrip edildi. Paraya da ihtiyaç yoktu; başta merkez bankası olmak üzere, bankalar dinamitlenerek paraya dayalı ekonomi de ortadan kaldırıldı. Kitaplar yakıldı, müzik yasaklandı, kütüphaneler ateşe verildi, Kampuç geleneğinden gelen değerli antik eserler yok edildi veya Tayland ve diğer ülkelere kaçırılarak satıldı. Kampuç toplumunun önemli geleneksel ve kültürel değerleri olan aile, (ortak) köylülük yaşamı ve Budist inançları ortadan kaldırıldı. Aile fertleri birbirinden ayrılarak, herkes pirinç tarlalarında çalışmaya zorlandı. Çocuklar 'kolektif' denilen gözaltı kamplarına 'emanet' edildi. Yaratılan eğitimsiz ve cahil toplumun şiarı da ' Ekmek için çalışmaktı'.

 

Kamboçyalı aydın ve beyin adamlarının korkunç işkencelerden geçirilip asıldığı yer, iki tarafı eşit bir L şeklinde inşa edilmiş eski Lise dengi yüksek bir okul idi. Şimdi Jenosid Müzesi haline getirilen Tuol Sleng adlı bu üç katlı büyük binada, yaklaşık dört yıl süren insanlık dramının önemli arşiv ve materyallerinin bir bölümü hala muhafaza edilmekte. İnsanın baktıkça titrediği işkence aletleri, çekilmiş eski (arşiv) resimler ve tablolara işlenmiş insanlık dramını canlandıran katletme metotları canlı bir tanık gibi Tuol Sleng’in duvarlarında asılı. 20 bin dolayında entelektüel ve eski devlet çalışanın hunharca öldürülmelerinin kararı altında imzası olan Tuol Sleng işkencehanesinin eski Direktörü, şimdi İsacı (Mesih olduğunu) iddia eden Yoldaş "Deuch" kod Hain Kek ise hala serbest!

 

 

Ölüm Tarlaları -2

 

Kamboçya'daki iç savaş ve jenosidin tahribatları çok ağır oldu. Pol Potçuların iktidardan düşürülüşünün ardında yaklaşık 24 yıl geçmesine karşın, Kampuç halkı hala bir sıcak ekmeğe ve içilebilecek temiz bir tas suya muhtaç. Milyonlarca insan evinden yurdundan göçtü ve yaklaşık 2 milyon da yaşamını yitirdi.

 

Kamboçya'nın başkent Phnom Penh'e e yaklaşık 15 kilometre uzaklıktaki Ölüm Tarlaları denilen toplu mezarların bulunduğu meşhur Ölüm Tarlaları'nda dikilen, insanlık dramını anlatan Jenosid Anıtı, Pol Pot'un ardında bıraktığı diğer bir 'tarihi miras'.

 

İnsanlık utancı olarak gelecek nesillere 'hediye' edilen pirinç bataklıklarının hemen yanı başındaki bu yerde, her kuyuda 100 ile 500 arası insan cesedinin bulunduğu 129 toplu mezar var. İsim ve tarihi olaylar, böylesi suçların bir daha yaşanmaması için mermer taşlara işlenmiş. Cam kafeslerin içinde kurbanlara ait kuru kafalardan oluşan bu monüment çevresinde, gözlerine inanamayan korku içindeki turistlerden para dilenen çocukların dramı ise başka bir acı gerçeklik.

 

Zulmün kalesi yıkılıyor

 

Fransızca’yı çok iyi bilen, ancak başkaları bildiği için onları "dış güçlerin ajanı" diye kesen Pol Pot, her türlü modern araç-gereç ve yaşama düşmandı. Yaklaşık dört yıl süren zulmün sonunun yaklaştığını gören Çinli danışmalarının hiç olmazsa "4 modern savaş araç ve metodlarını kullan" önerisine de karşı çıkan Saloth Sar, kendisini faşist olarak niteleyen Vietnamlı kuvvetlerin 1978 Aralık ayında Sovyet yapımı modern askeri motorize kuvvetlerinin eşliğinde başkent Phnom Penh'e düzenledikleri saldırı ile kovunca, ne kadar yanıldığını anladıysa da, artık çok geç olmuştu. Başkent 7 Ocak 1979'da düşünce, PP'liler büyük panik ve kayıplarla kendilerini zar zor ABD'nin kontrolündeki Tayland’ın kuzeyine atabildiler. Ülkeye yaklaşık 100 bin asker, sivil-danışman ve teknik mühendisle giren Vietnamlılar, kendi denetimlerinde yeni bir hükümet kurdular. Halk yeniden şehirlere dönerek 'normal' bir yaşama alışmaya çalıştı. Ancak ortada toplumsal alt yapı diye bir şey kalmamıştı. Her şeye yeniden başlanmalıydı, ancak her şeyini kaybeden ve aile fertlerinin bile nerede olduğunu bilmeyen ve neye uğradığını şaşırmış halkta o gün bugündür artık birbirine güven de kalmamıştı.

 

ABD ve Batı'nın desteği sürüyor

 

3 yıl, 10 ay ve 20 gün içinde yaklaşık 1 milyon 500 bin ile 2 milyon arası insan öldüren Kızıl Kmerler, savaş suçu mahkemelerde hesap vereceklerine, kaçtıkları Tayland sınırında, ABD ve bazı Batılı rejimlerin büyük desteğiyle yeniden toparlanıp önemli bir güç haline getirildiler. ABD denetimindeki Birleşmiş Milletler (BM) ise soğuk savaş bitimine kadar Pol Pot ve Kızıl Kmerlere 'Kampuç halkının tek temsilcisi' olarak sandalye verdi. 1980'de CIA Başkan Yardımcısı Ray Cline'ı Tayland'a Pol Potçularla yeni gizli görüşmelere gönderirken, Reagan’ın yakın yoldaşı Demir Lady Margereth Thatcher ise 1983'te İngilizlerin meşhur Özel Hava Kuvvetleri dedikleri özel harpçi SAS komando subaylarını Tayland-Kampuçya sınırına göndererek, Pol Pot çetelerini "yeni modern savaş teknolojisi ve modern mayınlar" konusunda eğitiyordu. Kampuçya halkı bugün bile hala dünyanın mayınlarla döşenmiş en riskli ülkelerinden biridir.

 

Barışa doğru, ama nasıl ?

 

Soğuk savaş yıllarında süper güçlerin çıkarlarına kurban edilmiş bu fakir halk, yeniden barıştırılmalıydı, ama nasıl? 1991 Paris'te imzalanan barış anlaşmasıyla, 1993'te serbest demokratik seçimlere gidilmesi kararlaştırıldı. Yapılan seçimlerde kralı destekleyen Kızıl Kmerler, 'resmen' katılmazken, Monarşist ve kral ailesinin denetimindeki FUNCINPEC birinci, Hun Sen öncülüğündeki (Vietnam yanlısı eski komünist parti) Kampuçya Halk Partisi (CPP) ikinci sıra da yer aldı. Her iki parti ülkeyi kurdukları koalisyon hükümetinin 'çifte başbakanlık' sistemiyle yönetmeye çalıştıysalar da, bunda çok başarılı oldukları söylenemez. Kral Norodom Sihanouk'un yeniden devlet başkanı olarak krallık sarayına oturtulması ve Pol Potçuları koruyan kral ailesinin siyasi yaşamda etkin yer alması sorunları çözemedi. Onlarca yıl süren iç savaş ve çelişkilerle kör düğüm haline getirilen ve yaklaşık dört yıl boyunca büyük bir Jenosid yaşamış toplumda yeni bir hoşgörü ve barış kültürünü egemen kılabilecek gerekli reform ve düzenlemelere de gidilmedi. Başta Pol Pot çeteleri olmak üzere, kral ailesi ve Vietnam yanlısı Hun Sen çizgisindeki farklı kutuplar, eskisi gibi olmazsa da hala birbirlerini tahammül edecek diyalog kültüründen uzak. Bir tarafta Hun Sen yanlılarının içine sızan, diğer taraftan da seçim vb. gibi önemli toplumsal etkinliklerde kralı açıkça destekleyen Kızıl Kmerler, toplumda barış ve huzurun oluşması önünde hala büyük bir engel teşkil ediyorlar. Hasta ve yaşlı Kral Sihanouk ise ülkenin batısındaki Tayland sınırındaki Pailinog Phnom Malai ile kuzeyindeki Anlong Veng bölgelerinde üstlenen ve bir bölümü de topluma sızmış Pol Potçuların yargı önüne çıkarılıp hesap vermesini engellemeye devam ediyor. 20 bin entelektüel ve düşünce üreten beynin belgeli katili, şu anda İsa'yı oynayan Kamarat Deuch (Hain Kek) başta olmak üzere.

 

Sonuç olarak, Kamboçya'daki iç savaş ve jenosidin tahribatları çok ağır oldu. Pol Potçuların iktidardan düşürülüşünün ardında yaklaşık 24 yıl geçmesine karşın, Kampuç halkı hala bir sıcak ekmeğe ve içilebilecek temiz bir tas suya muhtaç. Milyonlarca insanın evinden yurdundan göçtüğü ve yaklaşık 2 milyonun da yaşamını yitirdiği üzücü olaylardan dolayı, bugün bir o kadar insan da hala yarı göçebe durumunu yaşıyor. Yaşam koşulları ise oldukça ağır. Ülkede sosyal ve ekonomik bir güvence yok. Özelikle yaşlılar, kadın ve çocuklar ağır sorunlar yaşıyor. Daha çocukluğunu yaşayamayan ufak genç kızlar fuhuşa sürükleniyor. Polis, subay ve tüm devlet çalışanları bir kaç işte çalışmak zorunda. Ama normal halkın bu imkanları da yok. Dilencilik, fuhuş, hırsızlık ve çocuk istismarlığı gibi toplumsal sorunlardan da artış var. Arabaların nadir, bisikletlerden geçilmeyen yollar ile sokaklar ve binalar daha yeni yeni restore ediliyor. ABD, Çin, İngiliz, Sovyet, Vietnam ile Tayland yapımı ve finanslı mayınlar yaşamı felç etmeye devam ediyor. Devlet kademelerine kadar uzanan yolsuzluk ve ihlaller sürüp gidiyor. Aileler parçalanmış, insanların birbirine güveni kalmamış. Güneşin batmasıyla yaşam da karanlıklara boğulup gidiyor.

 

Kamboçyalıların yaşadığı jenosid ve oldukça trajik tarihleri, kendi iç barış ve birliğini sağlayamayan bir halkın ; demokrasi kültürü ve toleransın yaşam bulamadığı ve kendi iç sorunlarını çözemeyen bir toplumun, büyük güçlerce hangi iğrenç ideolojik ve çıkar amaçlar için nasıl kullanılabileceğinin en iyi bir örneğidir.

 

-(*) Ben Kiernan, The pol Pot Regime, s.18, Yale Univercity, 1996

 

POL POT'UN GARIP İDEOLOJİSİ VE HAZİN MİSTİK SONU

 

Maddi durumu iyi olan toprak sahibi bir aileden gelen gerçek isimi Saloth Sar olan Pol Pot, 1975'te terör ve askeri zorbalıkla iktidara gelince yaşamını bağışladığı Kral'ın verdiği bursla Paris'te okumuştu. Kendisi çok iyi Fransızca bilmesine karşın, çok sayıda değerli aydın ve bürokratı 'yabancıların ajanı' diye damgalarken, onların yabancı dil bilmelerini delil olarak gösterdi. O, liderlik posizyonunda olmasına rağmen, 'komünist' veya 'Marksist' gibi terimleri fazla kullanmadı. İktidara gelir gelmez 'Demokratik Kamboçya' ismini kullanmayı tercih etti.

 

Onu ve icraatlarını yakından tanımaya çalışan siyaset bilimciler ve sosyalist ideologların görüşüne göre, Pol Pot, 'yanlış algıladığı' Budizm’in ilkel yanlarını, 'Stalin'in acımasız, Maoculuğun da köylülük taraflarını özümseyerek', 'feodal' ve radikal köylülük' karışımı eklektik bir ideolojiyle garip bir toplum yaratmayı hedefledi. O, yiğit yüce Kmer halkı, Kmer Kanı ve milliyetçiliği gibi temaları ile Yuon diye aşağıladığı Vietnam düşmanlığını çok işledi konuşmalarında.

Paris'ten döner dönmez, 1960'lı yıllarda komünist parti içindeki etkinliğini güçlendirmek için, etrafını 'yoldaşlarla' ören ve hep arka planda kalmayı tercih eden Pol Pot, zamanla ipleri eline geçirince, ömrünün sonuna kadar, binlerce partili yol arkadaşlarını da katletti. Ama en son 1997'de kendi Güvenlik Şefi'ni (Savunma Bakanı) Son Sen'i idam etmesiyle, kendi fermanını da imzalamış oldu. Önce kendi öz yoldaşlarınca ömrünün son günlerinde bir 'Halk Mahkemesinde' yargılanarak Tayland yakınlarındaki 'jangul jungul' ormanlarında ömür boyu bir 'mağaraya' kapatıldı. Yürümekte bile artık zorluk çeken bu yaşta ona bu cezayı layık gören ise, onun yaratığı 'Tek bacaklı' ve halk tarafından 'kasap' olarak tanınan Ta Mok adlı generaliydi.

 

Ardından da Nisan 1988'de kuzeydeki Anlong Veng bölgesinde, bir kaç 'seven' yol arkadaşı, bir kaç Taylandlı subayın hazır bulunduğu 'merasimde' eski araba tekerleklerinin bir Zippo çakmağından, çıkan ateşle son güne kadar üzerinde yatıp kontrol ettiği tek kirli döşek ve suçlu sandalyesiyle ateşe verildi. 'Seremonide' ne eşi Mea Son ve ne de kızı Mea Sith hazır bulundu. Ölüm şekli bir mit olarak kaldıysa da, ölümüyle birlikte, başta ABD, Çin ve Tayland olmak üzere onu destekleyen bu ülkelerin Kampuçya jenosidinde parmağı olan suçlularla ilgili kanıtlar da duman olup gitti. Maalesef onun bir gün her şeyi konuşabileceğinde korkanlar çoktu...Yılan kanını içen Pol Pot'un gerçek yaşamı hep bir sır olarak kaldı, tıpkı ölümü gibi.

 

Pol Pot'un yaratmaya çalıştığı korku ve terör rejiminin böyle bir hüsran ve trajik acılarla sonuçlanması, sadece kendisi için bir katastrof olmadı, ama aynı zaman onu ömrünün sonuna kadar destekleyen ABD, Çin, BM ve Tayland için de bir utanç abidesi oldu.

 

Kızıl Kmer'ler liderlerinin ölümü (veya ortadan kaldırılması) ardında, 1998'in sonlarında ikiye bölündü. Ardından da önde gelen Kiyö Sampan, Nuon Çea, Ieng Sari, 'Tek bacaklı' ve halk tarafından 'kasap' olarak tanınan Ta Mok, general Kem Ngun ve daha bir çok general ve önemli kişi zamanla Vietnam yanlısı Hun Sen ile anlaşarak 'normal' yaşama döndüler.