| Cumhuriyet 19.02.2007 |
İtalyan Ceza Yasası'nın tercümesine yapılan eklemeler ve yansımalarının
sonuçları
Avrupa'da benzeri var mı?Genel Kurmay Başkanlığı İsmail Beşikçi hakkında "Türklüğü aşağıladığı" gerekçesiyle suç duyurusunda bulundu. Savcılık ise Beşikçi hakkında suç duyurusunda bulunulan gerekçe ile değil, "Halkı kin ve düşmanlığa sevk ettiği" iddiasıyla dava açtı.Yazar Elif Şafak, yazdığı "Baba ve Piç" romanında "Türklüğü aşağıladığı" gerekçesiyle Türk Ceza Yasası'nın 301. maddesinden yargılandı. Tüm dünyada ilgi ile izlenen yargılamanın ardından Şafak beraat etti.Tarihsel gelişim açısından bakıldığında, ceza hukuku konusunda az çok bilgisi olan herkes biliyor ki, bizim 2005 yılına kadar uygulanmış olan 1926 tarihli eski Ceza Kanunumuz, o dönemin en iyi kanunu sayılan 1889 tarihli İtalyan Ceza Yasası'nın tercüme ettirilerek Türkçeye kazandırılması ile oluşmuştur. İşte, bu İtalyan Ceza Yasası Türkçe'ye tercüme edilirken, şimdiki 301. maddenin karşılığı olan o zamanki 159. maddede bazı yerler yanlış tercüme edilmiş, ayrıca İtalyan Ceza Yasası'nda olmayan bazı eklemeler de yapılmıştır. İtalyan Ceza Yasası'nda bu madde ile korunan kurumlar "Senato, Millet Meclisi ve Devletin anayasal kuruluşları" olarak belirtilmiştir. Bizim kanunumuza tercüme edilip aktarılırken ise, "Büyük Millet Meclisi'ni veya hükümetin şahsı manevisini veya ordu ve donanmasını yahut Türklüğü" şeklinde çevrilerek ve değiştirilerek düzenlenmiştir. Yani kaynak İtalyan Yasası'ndan farklı olarak anayasal kuruluşlar (yasama, yürütme, yargı) dışında "ordunun ve donanmanın, Türklüğün tahkir ve tezyifi" de suç kapsamına alınmıştır. Bu eklemelerle ilgili olarak hiçbir gerekçe gösterilmediğini de belirtelim. 2004 yılında TCY tasarısının Adalet Alt Komisyonu'nda görüşülmesi sırasında, tasarıda, uygulamayla birlik sağlanması bakımından "Türklüğü" tabiri yerine "Türk Milleti" olarak yer alan kavram, komisyonda bulunan bir Yargıtay üyesinin "Bu maddenin önceki halinde yer alan 'Türklük' kavramının maddeye Mustafa Kemal Atatürk ' ün talimatı ile konulduğunu ve aynen bırakılması gerektiğini" ifade etmesi üzerine Komisyon'da yer alanların bazılarının "öyleyse dokunmayalım, aynen kalsın" şeklindeki itirazları, bazılarının da "sessiz kalması" sonucunda, yeniden eski kanunda olduğu gibi "Türklüğü" şeklinde kanunlaştırılmıştır. Gerçekten, ileri sürüldüğü gibi bu kavram, Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatı ile mi kanuna eklenmiştir, yoksa bu çarpıtılmış bir iddia mıdır, bunu bilemiyoruz. Bu iddiaya ilişkin herhangi bir kaynak bilmediğimizi, duymadığımızı da ekleyelim. Hani, "Günahı, aktaranın boynuna" dedikleri cinsten bir durum. Böylece, bir ulus devletin Ceza Kanunu'nda bir görüşe göre o ulusu, bir başka görüşe göre o ulusu oluşturan etnik kökenlerden yalnızca birini koruma altına alan, dünyadaki ilk devlet bizimki olmuştur. Dünya ceza hukuku literatürüne böylesi bir suç tipini kazandıran bir ülke olduğumuz söylenebilir. Nitekim, bize özgü olan bu düzenleme, bilahare başka ülkeler için de esin kaynağı oluşturmuştur. Bizim kanununu kopya ettiğimiz, İtalya'da faşizm iktidara gelince, 1930 tarihinde kendi Ceza Kanunlarını faşist devletin ceza kanununa göre yeniden düzenlerken, eskiden Senato, Büyük Millet Meclisi ve anayasal kuruluşları tahkir ve tezyif etmek suç iken, maddeyi şu şekilde değiştirmişlerdir: "Her kim aleni olarak Tacı (krallık makamını), Kralın Hükümetini, Faşizmin Yüksek Meclisini veya parlamentoyu ya da meclislerden birini tahkir ve tezyif ederse, (...) aynı ceza devletin silahlı kuvvetlerini veya adli düzeni alenen tahkir ve tezyif edenlere de verilir." Bizim Ceza Yasamızdan 13 yıl sonra 1939 yılında İtalyan Ceza Yasası'na yapılan eklemeyle de ayrı bir madde olarak (md.291) "İtalyan ulusunu tahkir ve tezyif suçu" düzenlendi. Demek istediğimiz, bizim kanunu kendilerinden aldığımız İtalyanlar, faşizm döneminde, bizim "Türklük" kavramından esinlenerek "İtalyanlığı" değil ama "İtalyan ulusunu" da ülkemiz sayesinde koruma altına almışlardır.
İTALYA DIŞINDAKİ CEZA YASALARI
Yalnızca Polonya Ceza Yasası'nda var. Polonya halkını ya da bazı çevirilere göre Polonya ulusunu alenen tahkir suçu olarak yer alıyor. Peki, ya uygulaması nasıl? İfade özgürlüğünü engelleyecek şekilde mi uygulanıyor? Biz şimdiye kadar, bu suç nedeniyle mağdur olmuş, yargılanmış, cezaevine girmiş birini duymadık. Duyan, bilen varsa lütfen bize de aktarsın. Tabii kaynağını da bildirerek. Yoksa, Adalet Bakanımızın ortaya savurduğu gibi soyut, yanıltıcı, genel ve karmaşık bir biçimde sırf ortalığı bulandırmak için değil. Almanya'da, Fransa'da, Portekiz'de, İspanya'da, Avusturya'da, Hollanda'da da var şeklindeki iddialar ise doğru değildir... Bu ülkelerde 301 benzeri denilen maddelerin kapsamında, Türklük ya da Türk milleti benzeri bir kavram ya da suç kategorisi yoktur. Çok gündeme geldiği için Almanya ve Fransa'dan iki örnek olay verelim. Almanya'da "Almanya Ölmeli/Gebermeli" isimli bir şarkı yapılıyor ve Berlin'de 1997 yılında bir gösteride hep bir ağızdan söyleniyor. Almanya'yı katil bir devlet olmakla suçlayan bu olay nedeniyle yapılan yargılama sonucunda olay Alman Anayasa Mahkemesi'nin önüne gidiyor. Alman Anayasa Mahkemesi, ifade özgürlüğünün her şeyin üstünde korumaya layık bir değer olduğunu söylüyor. Fransa'da, ünlü düşünür J.P. Sartre , Fransa'nın Cezayir'i işgali üzerine Fransızlar'a "katiller" diye saldırmış, ancak kimsenin aklına Sartre'ı yargılayıp mahkûm etmek gelmemiştir. |